Gündem

‘O biriciklik ve saf ruhsallığa çok önem veriyorum’

İki yılda 50 tablo yaptı

Boğaziçi Üniversitesi’nde ekonomi, ABD’deki Carnegle Mellon Üniversitesi’nde ise işletme öğrenimi gördü. Bir süre mesleğini icra ettikten sonra küçük yaşlarından itibaren içinde oluşan eğilime karşı koyamayarak ressamlığa yöneldi. Bu yönelişin temel noktalarından biri de yaşadığı farklı ülkelerdeki kültürleri yakından tanıması oldu.

Ressamlık üzerine Moskova’daki Anna Schipper Studio, Dubai’deki Maria Peart Art Studio ve Lotus Educational Academy’den aldığı eğitimden sonra Dubai’de ilk kişisel sergisini açan ve karma sergilere katılan Çağla Saydağ Karter, Türkiye’ye döndükten sonra ürettiği eserleri, 14 – 27 Aralık arasında Yapı Kredi Bomontiada’da açacağı ilk kişisel sergisi ‘Ruhun Derinliklerine Yolculuk’ta sanatseverlere sunacak.

Calışmalarında soyut ekspresyonist stilde ağırlıklı kolaj ve karışık teknik kullanan Çağla Saydağ Karter, Habertürk HT Stüdyo‘da konuğu olduğu Mehmet Çalışkan’a ‘Ruhun Derinliklerine Yolculuk’la ilgili duygularını paylaştı.

Türkiye’de ekonomi, ABD’de işletme eğitimi aldınız. Sonra sanata yöneldiniz. Neden?
Kurumsal hayatta çalıştım ama resim tabii ki hayatımın hep içinde oldu. Ortaokulda, lisede, üniversitede sergilere katıldım ama hep hobi olarak yaptım. Ressamlığı profesyonel olarak düşünmem Rusya’da yaşadığım döneme denk geldi. Uzun yıllar yurt dışında yaşadım; ABD, Rusya ve Birleşik Arap Emirlikleri… Bu dönemde hep farklı kültürler ve farklı coğrafyalar görmemden dolayı oluşan ilhamlarla resimler yaptım, çeşitli eğitmenlerle çalıştım. En son Dubai’deyken ‘Lotus Güzel Sanatlar Akademisi’nde ‘soyut sanatçı’ diplomamı aldım. O zamandan beri de hep karma sergilere katılıyorum. 14 Aralık’ta Yapı Kredi Bomontiada’da gerçekleşecek olan sergim, benim Türkiye’deki ilk kişisel sergim olacak. O açıdan çok heyecanlıyım.

Ekonomi ve işletme eğitimi aldıktan sonra resme yönelme fikri nasıl oluştu?
Herkes, doğal olarak matematiği şekiller, semboller ve kurallarla oluşmuş bir bilim olarak görüyor. Aslında o da bir yanı ama ben matematikte sanatsal bir bakış açısı da görüyorum. Matematikle sanat arasında çok ilintili olan ortak kesişim alanları da var. Mesela; herkesin bildiği bir altın oran, benim resimlerime baktığınızda da geometri ortak kesişim noktası oluyor. Ben resimlerimde, soyut geometriyi, organik şekilleri çok kullanıyorum, bunun ortak payda olduğunu söyleyebilirim. Onun dışında da zaten matematiği bilim olarak addedersek, bilim ve sanat arasında da çok ortak nokta bulunuyor. Disiplin, yaratıcılık ve anlaşılmayanı anlama güdüsü diyebilirim, bu açıdan da çok benziyorlar. Şu anda da siz de takip ediyorsunuz sanatın içine teknoloji girmiş durumda ama tabii sanat, bir yandan teknolojiyi içine alıyor bir yandan da bilim ve teknolojinin mekanikliğini dışarıda tutmaya çalışıyor. Çünkü mekaniklik sanatın içinde çok olmasını istemediğimiz bir şey. Benim kendi görüşümde de sanat, daha çok saf ruhsallığı temsil eder, daha mistik bir havası vardır ve biriciktir. Ben dijital sanat da yapıyorum ama kendi sanatımın her türünde de o biriciklik ve saf ruhsallığa çok önem veriyorum.

'İlkbahar'

‘İlkbahar’

Türkiye’de ilk sergi olmasının nedeni daha önce yurt dışında yaşamış olmanız mı?
Yurt dışından 2020’de dönmüş olduğum için Türkiye’deki ilk sergimi bu sene gerçekleştiriyorum. Türkiye’deki sergim için de son iki senedir hazırladığım eserlerime yer veriyorum. Sergide 50 adetten biraz daha fazla eserim olacak. Sergim 14 – 27 Aralık tarihlerinde Yapı Kredi Bomontiada’da olacak. Yapı Kredi Bomontiada, benim için çok özel bir yer çünkü ne zaman gitsem hissettiğim, genç, umut dolu ve coşkulu bir enerjisi var, ilaveten müzikle beslenen bir mekan ve müziğin de etkisi var. Bu anlamda benim resimlerimle de çok uyumlu olduğunu düşündüğüm için heyecanla sergimin Yapı Kredi Bomontiada’da yer almasını bekliyorum. Herkesi beklerim, umuyorum herkes için iyileştirici bir etkisi olur, kendilerini daha çok olduğu gibi dışa vurma güdüsünü destekler ve böyle bir güzelliği olur diye düşünüyorum.

4fag

57 eseri hangi zaman diliminde oluşturdunuz?
50 eserim son 2 senede, 7 eserim de 2019’da gerçekleşti. Sergimin adı ‘Ruhun Derinliklerine Yolculuk’, benim için çok özel çünkü bu kadar sene yurt dışında yaşamanın da getirdiği değişik devinimlerim oldu ve bütün bu tecrübeler içsel yolculuğumu da derinleştirdi. Bunu döktüğümü düşünüyorum. Bir de tabii şunu da söylemek isterim; benim görme şeklimi en geliştiren şey, aile olarak yönettiğimiz bir organik tarım işimiz var, orada yardım ederken, orayı yönetirken, renklerle ve çizgilerle daha derin bir bağ kurduğumu hissettim. Çünkü doğada her şeyi öz halleriyle görebiliyoruz. Mesela; doğadaki bir çizgi, bizim matematiksel çizgimiz değildir, bir renkle, organik bir dokuyla var olur. Bu anlamda bunu gözlemleyebilmek, benim görme şeklimi de geliştirdi. Doğada gördüğüm bir manzara veya bir insan, bir yüz, bir his, benim resimlerimin ilhamı olabiliyor. Bu ilhamı ben, ‘dünyevi güzellik’ diye adlandırıyorum, bunu öncelikle eskiz olarak sonra tuvale birebir yansıtıyorum, sonrasında da bu dünyevi güzelliği soyutlama yoluyla özgürleştiriyorum. Kullandığım teknikler, genelde kendi oluşturduğum kolaj parçaları, hayatın içinden doku parçaları, doku materyalleri ve coşkulu, katmanlı renkler oluyor. Bunların hepsi benim gözümde ruhun katmanlarını temsil ediyor ve bunlara yer vererek ruhu daha özgürleştirdiğimi, daha özünü resmetmeye çalıştığımı hissediyorum çünkü amacım aslında o ruhun özünü en çıplak haliyle resmedebilmek. Bu şekilde de baktığımı özgürleştiriyorum, gördüğüm dünyevi şeyleri daha ruhsallaştırıyorum.

'Parçalandım'

‘Parçalandım’

Resimlerinizi bir konu üzerine düşünerek mi, yoksa bir anda gelen bir ilham üzerine mi yapıyorsunuz?
Bu benim için aslında çok spontane ve duygusal bir şey, rastlantısallık yönü de hoşuma gidiyor. Bir şekilde rastgele bir şey ilham kaynağı olabiliyor, gördüğüm bir yüz, etkilendiğim, ruhuma dokunan soyut veya somut bir şey, benim için ilham kaynağı olabiliyor. Aslında ben resimlerin de ruhunun olduğuna inanıyorum, o gördüğüm şey bana ait, bunu tuvale yansıtıyorum ama daha sonra özgürleşmesini sağlıyorum ve o dokularla ve renklerle oynadığımda, bilinçli bir şekilde kontrolümü azaltıyorum. O kendiliğindenlik de hoşuma gidiyor. Aslında kontrol var ama sonra o kontrolü bırakma var, o düalite hoşuma gidiyor.

4fag

57 eserinizde pandemi döneminden izler var mı?
Evet, var. Zaten son iki sene deyince pandemiden izler oluyor çünkü dünya olarak çok üzücü ve çok yorucu bir dönem geçirdik ve hala da geçiriyoruz. İçimize döndük, bahsettiğim, ruhun derinliklerine yolculuğu hepimiz yaşadık.

'Derinlik Sarhoşluğu'

‘Derinlik Sarhoşluğu’

Pandemi sizi nasıl etkiledi? Sanatınıza nasıl yansıdı?
Aslında sadece Pandemi olarak ayrıştıramıyorum çünkü yurt dışı yaşantımdan 15 sene sonra Türkiye’ye dönüşüm pandemiye denk geldi. Böyle olunca aslında birçok devinim, birçok dönüşüm, aynı ana denk gelmiş oldu. Pandemi beni nasıl etkiledi? Çok kendi içime döndüğüm, birçok şeyi, içimde yaşadıklarımı dışarıya vurma isteği doğurdu ve stüdyoma kapanarak günlerce üretim yaptım. O açıdan aileme de teşekkür ediyorum. Çünkü günlerce stüdyomda yaşadım. Bu ruhuma da çok iyi geldi, içimi dışarıya dökebildim, o anlamda pandeminin etkisi de hissedilebilir. İzleyici olarak benim resimlerime bakanlar da umuyorum ki o özgürleştirici kendini ifade etme isteğini, özüne ve ruhuna sadık kalarak hissedip, öyle bir etkileşime girerler, bu beni çok mutlu eder, en çok istediğim şey bu olur.

4fag

Ruhun derinliklerine yolculuğunuzda tuvale ve şiirlerinize yansıttıklarınız dışında, kendinizde ne keşfettiniz?
Düaliteler, çelişkiler ve ironiler… Yani onları keşfediyor ve onlarla barışmayı öğreniyorsunuz. Aslında hepimizin içinde olup belki yüzleşmek istemediğiniz noktalar oluyor. Ben de kendimde bunları keşfedip onlarla yüzleşebildim. Bunu tuvale yansıtırken veya şiir yazarken de hissedebildim, ikisinin de faydası oldu ama tuvale yansıtırken, tuvalin ruhuna hayat verebildiğim ve onu özgür bırakabildiğim şeyi çok hissettim. John Michell’in çok sevdiğim anlamlı bir sözü vardır; “Aslında izleyici olarak bir resme baktığında, senin gördüğün şey devinimin sınırında olan bir şey, bir hikâye değil yani resme bakmak, aynen bir balığın buza hapsolması gibi bir şeydir.” Benim için işte o buzda hapis olmuş balığı özgürlüğe kavuşturmaktır, o sonsuz devinimi vermektir. Bu yüzden soyut resim ve dışa vurum. Benim resimlerimin stili ‘abstract expressionism’ dediğimiz ‘soyut ekspresyonizmdir’. Daha çok ruhsallığı ve o mistik ifadeyi temsil eder, bunun bana da çok uygun olduğunu düşünüyorum. Bu sebeple resimlerimi yaparken de kendi içimdeki o devinimlerle yüzleşmiş oldum, onları görmüş oldum ve bunları anlamış oldum, benim için en büyük faydası bu oldu.

'Deli Gönül Deli Nehir Deli Gök'

‘Deli Gönül Deli Nehir Deli Gök’

Organik tarım çalışmanızdan söz edelim, neler yetiştiriyorsunuz?
Organik tarımda tonlarca ceviz üretimimiz var. Büyükçekmece’de devam ediyoruz. Ben ilk başladığımda, bağlantıları kurma, web sitesini hazırlama gibi işlerle ilgilenmiştim ve fotoğraf çekimleri için de bizim tarım alanında fazlaca bulunmam gerekiyordu. Öyle olunca çok etkilendiğim ve beni çok besleyen bir dönem oldu. Çünkü eğer gözlemleyebiliyorsanız, bakış açınıza da bağlı, görme şeklinize de bağlı, kendinizi kendi elementinizde hissettiğiniz bir yer oluyor. Özünüz de bununla bir bağlantıya geçiyor ve benim için de doğada olmak, görme şekli açısından bir dönüşüm yarattı, bu hala devam ediyor ve benim için hala arada kendimi deşarj ettiğim bir yer.

4fag

Şiir de yazıyorsunuz. Onları kitaplaştırmayı düşünüyor musunuz?
Uzun dönem için öyle bir planım var. Şu anda çok heyecanlı projeler devam ediyor, sergimden sonra da bir süre dinlenme dönemi düşünüyorum, çok uzun bir süre olmayacak tabii ki… Çünkü heyecanlı projeler var ama şiirlerimi kitaplaştırmayı çok istiyorum. Çünkü şiirler de benim için hislerimi dışa vurmanın başka bir yolu. Benim oldum olası istediğim şey; özde yer alan ışığı, en yalın, en çıplak haliyle ifade edebilmek, bu da ya tuvalde fırça darbeleriyle ve dokularla oluyor veya şiirde kelimelerle oluyor.

'The Birds'

‘The Birds’

Yeni projelerinizde neler var?
İlerleyen zaman içinderda bazı iş birliklerim olacak, tam netleştiğinde paylaşacağım. Öyle planlarım mevcut bir de tabii ki uzun dönemde şiir ve resim kitaplarımı oluşturmak istiyorum.

4fag

Her kişi mesleğinde zirve noktasına gelmek ister, o noktaya geldiğinde başarılı olduğunu düşünür. Siz, neler yaparsanız o noktaya geldiğinizi düşünürsünüz?
Aslında şu anda da o noktada olduğumu hissediyorum. Çünkü tuvalde bütün hislerimi ifade edebiliyorum ve onunla yüzleşebiliyorum. Resimlerime baktığımda orada ne hissettiğimi, o noktada ne hissettiğimi görebiliyorum ve bundan çok mutluluk duyuyorum. Şu anda hırs olarak farklı bir noktaya gelmek isterdim, şurada da sergilemek isterdim diyeceğim şeyler, tabii ki mesleki olarak yurt dışında bireysel sergi açmak çok etkileyici olur ama kişisel olarak kendimi yaptıklarımla çok mutlu hissediyorum çünkü ifade edebiliyorum, ifade edebildiğimi düşünüyorum, o imkâna sahip olduğumu hissediyorum, ruhuma sadık kaldığımı düşünüyorum.

Kaynak

EK İŞLER VE YURT DIŞI İLE İLGİLİ İLANLAR İÇİN MUTLAKA UĞRAYIN

Benzer Haberler

Başa dön tuşu