Magazin

Hayatımda başa dönsem yaşadıklarımı yeniden yaşamak

‘Hayatımda başa dönsem yaşadıklarımı yeniden yaşamak isterdim’

Bloomberg HT’de çarşamba akşamları ekrana gelen “Fatih Altaylı ile Bire Bir” bu hafta da renkli konukları ve keyifli sohbetleriyle izleyicileri ekran başına topladı. Programın bu haftaki konukları Cahit Berkay, Emrah Karaca, Gül Sunal, Komet ve Refika Birgül oldu.

“ALİ’Yİ BABASIYLA MUKAYESE ETTİLER”

Sözlerine çocukları Ali Sunal ve Ezo Sunal ile başlayan Gül Sunal, “Bir çocuğa böyle ol, şöyle ol nasihatlar işe yaramıyor. Bunun en güzelinin Kemal yaptı. 50 yaşından sonra üniversite bitirdi bir de yüksek lisans yaptı. Bizim çocuklarımıza ‘okuyun, şunu yapın’ demedi. Ali çok esprili bir çocuk ama çocuğun önünü kestiler sanki, hep babasıyla karşılaştırdılar. Mukayese etmemek lazım. Kemal’in vefatından sonra ‘tüh tüh, vah vah’ deyip yaşayacağıma bir şeyler yapmam lazım.’ dedim.

Ezo Sunal, Gül Sunal ve Ali Sunal

STAND-UP’A NASIL BAŞLADI?

Bir dönem stand-up yapan Gül Sunal, bu yolculuğunun nasıl başladığını anlattı. Sunal, “Ezo’ya sürpriz bir doğum günü yaptık. Ezo’nun çok sevdiği Cahit Berkay, Haldun Dormen, Orhan Topçuoğlu ve Erdil Yaşaroğlu gibi isimler geldi. Çok mutlu oldu. Coştu herkes. Ben de bir şeyler çıkıp anlattım. Gecenin sonunda Cahit dedi ki; sen bunu devam ettirmelisin. Sonra karar verdim, 2 ay içinde hazırlandım sahne aldım.” diye konuştu.

Gül Sunal

Gül Sunal

TELİF HAKLARI

Telif haklarına da değinen Sunal, “Bunun çözülmeyeceğini anladık ama mücadeleye devam edeceğiz. Bu sadece Kemal’in hakkı değil, birçok oyuncu ve sanatçının hakkı. Büyük bir araştırma konusu yapmaları lazım.” ifadelerini kullandı.

Kemal Sunal

Kemal Sunal

Cahit Berkay ise, “86’dan önceki müzisyen, sinemacı, ressam, fotoğrafçı hepsi içine giriyor bu işin içine. Moğollar ilk 67’de plak yaptı. O dönem video çıkacak, televizyon diye bir şey gelecek evlere… Film kışın oynardı, bir de yazın yazlık sinemalardı oynardı. Bu yeni gelen teknolojiyle paralel, bu hakların yeniden değerlendirilmesi lazım” diye konuştu.

Gül Sunal, ardından sözlerini şöyle sürdürdü:

Bir dönem, Kemal ile film çekmek isteyenler evin kapısına geliyordu. Kemal yılda 2-3 film çekiyordu. İş adamları geliyordu ama Kemal sadece sinemacılarla iş yaptı. Kemal o dönem haklarını isteseydi fazlasını verirlerdi. Türker İnanoğlu dedi ki; Bunca yıllık meslek hayatımda bir tek Kemal kimse hakkında hiçbir şey söylememiş tek insandır.

‘SERDAR ORTAÇ SAYESİNDE ŞARKICI OLDUM!’

Müzik yıllarındaki ilk dönemleri anlatan Cahit Berkay, “Bizim dönem, 60’lı yıllar… Yoğun emeğin olduğu analog günler… Bir gurubun içindeysen, Şerif Yüzbaşıoğlu orkestrasındaysan dayak yeme ihtimalin çok yüksekti. Eski tarz eğitim. Ama işte o yoğun emekle ortaya çıkan şarkılar… Daha önemlisi şarkıların sözleri Türkçe’yi doğru ve güzel kullanmak vardı.” ifadelerini kullanırken, Fatih Altaylı araya girerek, “Serdar Ortaç sözleri yoktu o zaman” dedi. Berkay ise, gülerek “Onun sayesinde şarkıcı oldum zaten!” yanıtını verdi. Berkay, “76’da dağıldık. 93’te bir araya geldik. Moğollar’ı yeniden kurduk. Şarkıcı olarak da ismini vermeyeyim genç bir çocuk aldık. Prova yapıyoruz… Cem Karaca kadar şarkı söyleyemesek de kendimizce yorumluyoruz. Taner Öngün dedi ki; ‘Serdar Ortaç söylüyorsa biz de söylüyoruz hatta ‘dedi… (Gülüyor) Serdar alınmasın ama… 76’dan sonraki şarkılarımızın hepsi hayatın içinden. 93’te ‘Dinleyiverin gari’ diye bir şarkı yaptım. Ispartalıyım, biraz Isparta ağzıyla yaptım. O zaman çok kızmıştı sosyal demokratlar, İSKİ skandalı patlamıştı. Ben de solcuyum, ama onlara hicvetmek yaptık şarkıyı geldik 2021’e en hit parçamız o…” diye konuştu.

Cahit Berkay

Cahit Berkay

‘HAYATIMIN EN BAŞINA DÖNSEM, YAŞADIKLARIMI YENİDEN YAŞAMAK İSTERDİM’

Altaylı’nın, ‘Moğollar kendi efsane olduğu kadar efsanelerle de çalıştı. Barış Manço, Cem Karaca ve Selda Bağcan…” demesi üzerine usta müzisyen, anılarını da anlatarak şu açıklamaları yaptı:

Selda ile uzun sürmedi. 45’lik bir plak yaptık. 71’de Fransa’da ödül kazandık. O ödülden sonra büyük firmalardan kontrat teklifi geldi. 45’lik yaptık ama solist yoktu kendimiz söyledik. Baktık olmayacak sonra Barış ile iletişim kurduk ‘beraber söyleyelim’ diye. Türkiye’de turne yapalım para kazanalım, tekrar Fransa’ya döderiz dedik. Kütahya’da bir saldırı oldu. Molotof kokteyli tarzında bir saldırı… Sonra dağıldık, olmadı. Barış zaten Belçika’daydı. Namus Belası parçasını yaptık Cem ile patladı şarkı. Selda’ya dedik, sonra Selda korktu 5 adamla…. (Gülüyor) Ardından askere gittim. Dönünce Fransa’da Türk lokantası açtık. Bir gün Erdem (Huri) abi aradı. ‘Bizim gitarsit kayboldu, Tülay German’a yardımcı olur musun İsviçre’de konseri var’ dedi. Olur dedim. Arkasından Fas’a gittik. Sonra benim içimdeki müzik aşkı yeniden yeşerdi. Sonra lokanta işletmenin bana göre olmadığını anladım. 73’te Napoli’de NATO üssünde çaldık. Adamlar bizi bırakmadı 6 ay şarkı söyledik. Türkiye’ye dönecektik ama Amsterdam’a hiç gitmemiştim. Dedim oraya gideyim, sonra Türkiye’ye dtavsiyem. Gittiğim gece barmenliğe başladım. Türkiye’de her gün 20-25 kişi ölüyor sağ-sol kavgaları. Bırakmadılar beni… 13 ay barmenlik yaptım. Sonrasında davulcu Atilla Engin aradı, Kopenhag’a gittim. Atilla, ‘Oğlum biz burada grup kuramıyoruz sen orada barmenlik yapıyorsun’ dedi. 12 sene 2 bavulla yaşadım. Hayatımda başa dönsem yaşadıklarımı yeniden yaşamak isterdim. 82’de döndüm özel bir şirkette çalışmaya başladım o da bir macera… İktisat mezunu ve dil de olunca, yüksek gerilim üzerine bir elektrik şirketinde işe girdim. 82’de film çekilmiyordu sadece porno filmler çekiliyordu, Boğaz’daki mekanlar taverna müziğine döndü. Bıraktığımız düzen yoktu. Sonra diziler yeniden çekilmeye başlandı, müziğe döndüm.

“O DÖNEM BİZİM MÜZİSYENLER HAZIR DEĞİLDİ”

Müzik yapımcısı Ahmet Ertegün’ün, ‘Türk müzisyenlerine destek olmadığı’ iddiaları hakkında da konuşan Berkay, “Ertegün’ün yardımcı olması için özgün bir şeyler koymak lazım. 67-68’de yeni kurulduğumuzda kendisiyle temas kurduk. ‘Siz biraz daha kendinizi geliştirin’ dedi. Tanju Okan gibi bir efsane ses vardı. Tanju Okan’ı ABD’de söyleteceksen, Frank Sinatra haline sokman lazım. Selda Bağcan şimdi ortalığı yıkıyor. Ama Ertügen zamanında öyle değildi. Bizim müzisyenler hazır değildi.” dedi.

EMRAH KARACA: TALİHSİZ BABA-OĞUL İLİŞKİSİ YAŞADIK

Emrah Karaca, Altaylı’nın, “Cem Karaca gibi bir babanın çocuğu olmak insana büyük bir sorumluluk” sözleri üzerine, “Biz biraz da talihsiz bir baba-çocuk ilişkisi yaşadık. Babam 8 yıl Almanya’da yaşamak zorunda kaldı. Büyüyünce işi kavrayınca, o şarkıları söylemeseydi Cem Karaca olmayacaktı. Baba-oğul ilişki olarak darbeli bir dönem geçirdik. Dolayısıyla bu benim müziğe bakış açımı çok olumsuz etkiledi. Müzikten çok uzak durdum ama buraya tekrar dönmeme babam sebep oldu. Sonra yanlış bir tercihle Kıbrıs’ta bir üniversiteyi kazandım. Sonra bir gece telefon çaldı, babam aradı; ‘Ne yapıyorsun orada ya?’ dedi. ‘Okuyorum’ dedim. ‘Boşver okulu atla gel burada müzik yapalım’ dedi. Babamla yaptığım şarkılar babamın en son çıkardığı albümde karşımıza çıktı. Okul hayatımı yakmış olabilirim ama bir değerle ölçülebilir olduğunu düşünmüyorum.” yanıtını verdi.

Emrah Karaca

Emrah Karaca

“CAHİT AĞABEY PİŞMEMİ BEKLEMİŞ”

Moğollar’a katılma sürecinden de bahseden Karaca, “Babam vefat ettikten sonra mentor olarak danışabileceğim çok kişi var ama Cahit abi onların çok üzerinde. Kişi olarak da çok seviyordum. Bir gün Moğollar konseri vardı. Cahit ağabey beni gördü, dedi ki; ‘Hadi gel çık bizimle şarkı söyle’ dedi. Şaşırdım. Cahit ağabey ‘sen rahat ol bugün bizimle şarkı söyleme ama bundan sonra söyler misin?’ dedi. Benim pişmemi beklemiş aslında Cahit ağabey.” ifadelerini kullandı.

KOMET: BENDEN YETENEKLİ İŞÇİ ÇOCUKLARI VARDI

Usta ressam Komet, sanat hikayesinin nasıl başladığını anlattı. Çorum doğumlu olan Komet, “Bizi etkileyen çevre, sınıfsal durumumuz… Babam öğretmendi, kütüphanesi vardı. Ben de meraklıydım. Okurken, sanatçıları görüyoruz özeniyoruz. Babam da edebiyat dergileri falan alırdı. İlkokulda benden yetenekli amele çocukları vardı. Çok kabiliyetli işçi çocukları vardı ama benim oğlum öğretmendi. Onların ortaokula, liseye gitme durumları yoktu. Televizyon yok tabii. Sürekli kitap okuyorduk. Ortaokul sonuncu sınıfta resim hocası geldi. Resimlerimi beğendi. O fark etti beni.” dedi.

Komet

Komet

Fatih Altaylı’nın ‘Türk ressamlar neden dünyada hak ettikleri yerde değiller?’ sorusu üzerine Komet, “Çünkü, dünyada belli iktidar odakları idare ediyor. Büyük paralar dönüyor. Sanat değerinden çok onun meta haline getirilmesi meselesi. Ben Paris’e gittiğimde resim satmak gibi bir şeyimiz yoktu. Dişçiye giderdik dişimizi tedavi ederdi, resim verirdik. Ayakkabıcıya ayakkabımızı yaptırırdık, resim verirdik.” yanıtını verdi.

‘TÜRK MUTFAĞININ EVRENSELLEŞME İHTİMALİ VAR’

Şef ve yemek yazarı Refika Birgül, “Annem ve babamın hekim olması aşçı olmamda etkili oldu. Ağabeyim mercimek köftesi tarifini okurdu, ben yapmaya çalışırdım. Kendi kendime malzemelerden tarifler çıkardım. Arkadaşlarımın desteğiyle kitap yazdım. Kimse almasa bile yarın bir gün torunlarım ‘anneannemin kitabı var’ diye de çıkarmak istedim.” dedi.

Refika Birgül

Refika Birgül

YouTube’daki videolarının yemek okullarında izletildiğini ifade eden Birgül, “Türk mutfağının evrenselleşme ihtimali var. Dijitalleşen her şey algoritma. Aslında bu reçetlerin hepsinin altı da algoritma. Olur mu, olmaz mı tartışmasında oluru aramak lazım.” ifadelerini kullandı.

Kaynak

EK İŞLER VE YURT DIŞI İLE İLGİLİ İLANLAR İÇİN MUTLAKA UĞRAYIN

Benzer Haberler

Bir cevap yazın

Başa dön tuşu